|
Doğa Gok yasaları
• 23/11/2007 - Tığ işi örgü elbiseler derya baykal ve örgü takımlar orgu elbise
• 15/11/2007 - Bel fıtığı nedir?
Belimizde 5 adet
omur kemiği vardır.
Bu kemikler arasında
da disk adı verilen
kıkırdaklar bulunur.
Bel fıtığı, beldeki
omur kemikleri
arasında bulunan ve
adeta bir amortisör
gibi görev yapan bu
disklerin
fıtıklaşması sonucu
ortaya çıkan bir
rahatsızlıktır.
Fıtıklaşan yani
içerden dışarıya
doğru taşan disk
omurilik kanalı
içinden veya
kendisinin arka-yan
tarafından geçmekte
olan sinirleri
sıkıştırır ve
hastalık böylelikle
kendisini belli
eder.
Bel fıtığı nasıl
oluşur?
Ağır bir yükü
kaldırmak veya ters
bir hareket yapmak
gibi pek çok dış
faktörün yanında
kişiye ait faktörler
de bel fıtığının
oluşmasında önemli
rol oynarlar. Çünkü
öyle insan vardır ki
120 kg kaldırır, hiç
birşey olmaz; öylesi
de vardır ki 5 kg
kaldırır, bel fıtığı
olur.
Kişiye ait
faktörlerin başında
ise omur kemikleri
arasında bulunan ve
disk adı verilen
kıkırdaklardaki
dejenerasyon gelir.
Bu disklerin ihtiva
ettiği su oranı
çocukluk yaşlarından
itibaren yavaş yavaş
azalmaya başlar.
Buna disklerdeki
beslenme bozukluğu
ve mikro seviyedeki
değişiklikler ile
kimyasal
değişiklikler de
eşlik eder. Disk
zamanla
elastikiyetini
yitirir, artık
kuvvet aktarma ve
kuvveti çevre
dokularda dengeli
bir şekilde yayma
görevini yapamaz
olur. Mikro düzey de
bulunan çatlaklar
üzerine aşırı yük
binince veya kişi
yanlış bir hareket
yaptığında diskin
içindeki yumuşak
kısım etrafındaki
kapsülü kolayca
yırtarak dışarıya
doğru çıkar ve bel
fıtığı oluşur. Yani
zemin hazır olduktan
sonra bardağı
taşıran son bir
damla gerekmektedir
ki bu hafif bir
cismi kaldırmak ve
ya sadece öksürmek
de olabilir.
Bazı ailelerin tüm
fertlerinde kıkırdak
yapıdaki
dejenerasyon
nisbeten daha erken
yaşlarda olmakta,
dolayısıyla daha sık
ve kolay bel
fıtığına
yakalanmaktadırlar.
Oyle aileler vardır
ki dedesini,
babasını ve çeşitli
yakın akrabalarını
bel fıtığından
ameliyat etmişizdir.
Yani kıkırdak
yapıdaki
dejenerasyonun
genetik bir yönünün
olduğu da
söylenebilir.
Bel fıtığının
belirtileri
nelerdir?
Bel ve bacak ağrısı
en belirgin
şikayettir. Fakat
bazen bel veya bacak
ağrısından sadece
biri de bulunabilir.
Ağrıyla birlikte
bacaklar da uyuşma
ve hastalık
ilerledikçe kuvvet
kaybı da
görülebilir. Bazen
orta hattan omurilik
kanalına doğru
uzanarak sinirleri
sıkıştıran büyük bel
fıtıklarında idrar
ve büyük abdestini
tutamama veya
yapamama gibi
bozukluklar ile
bacaklarda felce
doğru gidiş ortaya
çıkabilir.
Hastalığın bu
derecede
ilerlemesine müsaade
edilmemeli,
zamanında müdahale
ile uygun bir tedavi
gerçekleştirilmelidir.
Bel fıtığında, bel
ve bacak ağrısı
yürümekle, iş
yapmakla ve ayakta
kalmakla, öksürmekle
artarken sert
yatakta yatmakla
azalabilir.
Bel f ıtığından
nasıl korunulabilir?
Diğer hastalıklarda
olduğu gibi bel
fıtığına da
yakalanmamak en
iyisidir. Yani
tedbirler hastalığa
yakalanmadan önce
alınmalıdır. Kişi
hiç bir zaman çok
ağır bir yükü
kaldırmamalı, bir
yük kaldıracaksa
mutlak surette
dizlerini kırarak o
cismi yerden almalı
ve o şekilde
kaldırrnalıdır. Yani
belden eğilerek
kaldırmamalıdır.
Hiçbir cismi
uzanarak
almamalıdır. Mesela
raftan kitap alırken
uzanmamalıdır.
Telefon bile çalsa,
uzanarak
almamalıdır. Daima
cisimlere
yaklaşarak, ara da
mesafe bırakmaksızın
almalıdır. Sağlıklı
iken bel ve karın
adalelerini
güçlendirici
egzersizler yapmak
yararlıdır. Bu
konuya aşağıda 50
tavsiye bölümünde
daha açık bir
şekilde değineceğiz.
Teşhis nasıl konur?
Bel ve bacak ağrısı
ile seyreden
hastalıklar çok
çeşitlidir. Yani bel
ve bacak ağrısı
bulunan her hastaya
"mutlaka bel
fıtığıdır" peşin
hükmü ile
yaklaşmamak gerekir.
Bel fıtığını taklit
eden daha pekçok
hastalık vardır.
Basit bir spor
yaralanmasından
romatizmaya,
enfeksiyon
hastalıklarından
kansere kadar birçok
hastalık bel ve/veya
bacak ağrısıyla
seyredebilir. Bu
nedenle öncelikle
teşhisin ne olduğu
net olarak ortaya
konmalıdır. Çünkü
tedavide başarıya
giden yol herşeyden
önce doğru teşhisten
geçer. Bunun için de
ilgili uzman hekime
müracaat etmek
gerekir. Hekim
hastanın
şikayetlerini
dinleyecek,
muayenesini yapacak
ve hastalığıyla
ilgili tüm tetkik ve
tahlilleri
yaptıracaktır.
Düz röntgen filmleri
bugün de değerini
korumakta olup,
ihmal edilmemelidir.
Ancak belden iğne
yapılıp içeriye
kontrast madde
verildikten sonra
film çekilmesi
tekniği (Myelografi)
giderek daha az
kullanılmaktadır.
Çünkü günümüzde
görüntüleme teknik
leri çok ilerlemiş
ve artık hastanın
belinden iğne
yapılmasına gerek
kalmayacak seviyeye
gelmiştir. Aslında
son yirmi yıl
içerisinde kullanım
alanına giren
noniyonik kontrast
maddeler iğne
tekniğinin yan
etkilerini oldukça
azaltmıştır. Fakat
buna rağmen bizzat
iğne tekniğinin
kendi yan etkileri
olabildiğinden
dolayı myelografiden
mümkün mertebe uzak
durmakta yarar
vardır. Bunun yeri
ne güçlü manyetik
rezonans cihazları
tercih edilmelidir.
Bel fıtığının teşhis
ve ayırıcı
teşhisisinde EMG
dediğimiz tetkik
yöntemi de
yararlıdır. Çünkü bu
yöntem ile hastada
bulunan
bozuklukların sinir
dokusuna mı, yoksa
kas dokusuna mı ait
olduğu ortaya
konabilmekte, diğer
hastalıkların bel
fıtığından ayırımı
yapılabilmektedir.
Bazen de bu teknik,
cerrahın ameliyat
kararını bile
etkileyebilmektedir.
Bel ve/veya bacak
ağrısı bulunan bir
hastada genellikle
bilgisayarlı
tomografi ve
manyetik rezonans
gibi ileri tetkik
yöntemlerine
başvurulur.
Ozellikle manyetik
rezonans görüntüleme
metodu teşhiste ve
ayırıcı teşhiste
büyük kolaylıklar
sağlar. Ayrıca
hastanın X-ışını
almaması ve çeşitli
planlarda mevcut
olan üstün
görüntüleme yeteneği
manyetik rezonansı
son yıllarda giderek
daha da öne
çıkarmaktadır.
Neticede; yapılan
muayene, tetkik ve
tahliller sonucunda
hastanın bel fıtığı
olup olmadığı, bel
fıtığı ise hangi
safhada olduğu net
olarak ortaya
konacaktır. Yani bel
fıtığı teşhisinin
konmuş olması
yeterli değildir.
Hastalığın hangi
safhada olduğunu da
tesbit etmek
gerekir. Çünkü
tedavinin şekli buna
göre değişecektir.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 13/8/2007 - Domates Damar Tıkanıklığını Önlüyor
Domates Damar Tıkanıklığını Önlüyor
Editör: Gülşah Balaban
editor@realage.com.tr
Daha önce kansere karşı etkili olduğu belirlenen domatesin bir
faydalarına bir yenisi eklendi. Bilimadamları domatesin kanı daha
akışkan hale getirerek damar tıkanıklığı ve daralmasını engellediğini
açıkladı. Domates suyu da benzer bir etki yapıyor.
Vücutta bir yara açıldığı zaman kanın pıhtılaşmasını sağlayarak kan
kaybını engelleyen kan pıhtısı hücreleri çok yoğun olduğu zaman damar
tıkanıklığı ve daralmasına neden olabiliyor.
Bazı kişilerde de pıhtılaşmayı sağlayan ‘Platelet’ maddesi çok yoğun
olarak bulunuyor, bu da damardaki kan akışını giderek zayıflatıyor ve
zamanla damar tıkanıklığına neden oluyor. Yapılan araştırmalar
domateste bulunan bir maddenin pıhtı hücrelerinin neden olduğu kan
yoğunluğunu azalttığını ve kanı daha akışkan hale getirdiğini gösterdi.
SUYU DA YARARLI
Sonuçları İngiliz Platelet dergisinde yayınlanan araştırmaya göre;
domatesin çekirdeğinin çevresindeki sarı sıvı işte bu etkiyi yaratıyor.
Yani domates yemek ve domates suyu içmek faydalı. Üstelik domatesin
kanı akışkan hale getiren ilaçlar gibi yan etkileri de yok.
BOL BOL DOMATES YİYİN
Uzmanlar sigara içenlere, doğum kontrol hapı kullanan kadınlara, uzun
yolculuklar yapanlara, bütün gün oturarak çalışanlara kanı akışkan hale
getirmek için bol bol domates yemesini tavsiye ediyor.
06.06.2006 06:06:00
Hekimce |
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 2/8/2007 - Ağız kokusu // Bitkisel Tedavi
ağız kokusu insanın hem kendisi, hem de etrafı için rahatsız edicidir.
her şeyden önce kokunun nereden kaynaklandığı doktor tarafından tespit
edilmelidir. bozuk dişler, bademcik iltihabı, ağız içindeki çıban,
burun ve mide hatta kabızlık bu kokuya neden olabilir.
ağız şişlerinde yoğurt otu ile gargara yapılır. bademcik
iltihabına adaçayı ile gargara iyi gelir. burun için ise, burun içine
ılık adaçayı çekilir. ardıç yağının birkaç damlası ılık suya konulup
yudum yudum içilirse ağız kokusuna iyi gelir.
tere otu tohumunu çiğnemek de ağız kokusunu yok eder. ağız kokusu
şayet ağızdaki bir şişlikten ileri geliyorsa, mür ağacı hülasasından 30
� 40 damlayı ılık suyun içine damlatarak sık sık gargara yapın. pelin
otu çayı paslanmış dil ve ağız kokusuna iyi gelir. pelin otu�nu bir
fincan çayın içine yarım kaşık koymalıdır.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 22/7/2007 - Evde Rahatlıkla Yapabileceğiniz Doğal Maskeler...:))

Genç
veya yaşlı diye bir sınıflandırma yapmaksızın tüm kadınların eşlerine
sevgililerine güzel gözükmek adına başvurdukları yöntemlerden bir
tanesi elbetteki maskelerdir. Kimisi evde bilindik malzemeleri
karıştırarak maskesini oluşturur kimiside bir sürü paralar vererek
piyasada satılan maskelerden satın alır. Açık konuşmam gerekirse eğer
üniversiteye başlayasıya kadar bende genellikle dışarda satılan
ürünlere ilgi gösterirdim. Yaşımında küçük olmasından yola çıkınca öyle
aman aman bir maske yapmayada ihtiyacım olmazdı... Ancak okula
başlamamla birlikte canım ev arkadaşımla - kulakları çınlasın -
maskelerimizi kendimiz evdeki malzemeleri karıştırarak elde etmeye
çalışırdık:)) Öğrencidir züğürttür mantığından yola çıkarak yapmıyorduk
elbette bunları, tek amacımız evdeki malzemeleri kullanarak doğal bakım
ürünleri yapabilmeyi başarıp başaramayacağımızı görmekti.
Bunun
için ilk etapta ikimizde bildiğimiz malzemelerin özelliklerini bir
kenara not ettik. Daha sonrasında da internetten evde neyi nasıl
yapabileceğimizin araştırmasına giriştik... Sonuç tek kelimeyle
mükemmel oldu diyebilirim. Ben halen o zamanlarda yapmış olduğum
maskeleri 15 günde birde olsa mutlaka yapmaya özen gösteriyorum. Hoş
arada tembellik yaptığımda oluyor ya neyse:))
Maskeler bilindiği
üzere cildi besler, temizler, sinirleri gevşetir, yağ ve nem oranını
ayarlar, kan dolaşımını hızlandırır ve herşeyden önemlisi cilde taze,
bakımlı bir özellik verir. Cildinizi temizledikten sonra kendinize
rahatlıkla uygulayabilirsiniz.
NORMAL CİLTLER İÇİN MASKE
Bal
Maskesi: Yüzünüzü önce ılık suyla yıkayıp temizleyin. İki çorba kaşığı
süzme bal, iki çorba kaşığı un ve bir yumurtanın akını karıştırdıktan
sonra yüzünüze sürüp 20 dakika kadar bekleyin. Maske iyice kuruduktan
sonra önce sıcak suyla sonra da soğuk suyla yıkayarak yüzünüzü
temizleyin. Not: Ben karma cilt yapısına sahip olduğum halde bu maskeden son derece memnunum. YAĞLI CİLTLER İÇİN MASKE
Kil
Maskesi: Üç çorba kaşığı kilin üzerine üç çorba kaşığı sıcak su, üç
damla zeytinyağı koyarak karıştırın. Çamuru göz kenarlarına ve
dudaklarınıza bulaşmayacak biçimde yüzünüze sürün. Cildinizin
gerginleşme durumuna göre 10 dakika kadar yüzünüzde tutun. Sonra ılık
limonlu suyla yüzünüzü temizleyip bol duru suyla yıkayın. Bu maske
özellikle sivilceli ve siyah noktalı ciltlere uygundur. Bu maske en az
bir hafta arayla yapılmalıdır.
KURU CİLTLER İÇİN MASKE
Patates
Maskesi: Büyük bir patatesi haşlayıp soyduktan sonra bir fincan süt ve
bir yumurtanın sarısı ile püre kıvamında ezin. Cildinizin dayanacağı
sıcaklıktaki püreyi yüzünüze sürün, yüzünüzü bir havlu ile örterek 20
dakika kadar bekleyin. Daha sonra önce sıcak sonra soğuk hatta buzlu
suyla yüzünüzü yıkayın.
Sizinde evde yapıp kullandığınız bu
sekilde doğal maskeleriniz varsa tariflerinizi büyük bir merakla
bekliyoruzz....Sevgiyle ve her zaman ışıl ışıl parıldayan bir ciltle
kalın:))
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 7/7/2007 - SELÜLİT İÇİN
|
20 aspirin, 10 limon suyu çıkarın. Limon suyu kadar susam yağı karıştırın ve cilde masaj yapın SUNA DUMANKAYA
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
Hakkımda
Şifalı bitkiler , Doğa , enerji , şifa , hastahane , kabalık |
|