|
Doğa Gok yasaları
• 15/11/2007 - HEPATİT B
• 15/11/2007 - DEPRESYON NEDİR?
İnsanlar zaman zaman
kendilerini üzüntülü
ve mutsuz
hissederler. İşinden
ayrılmak, sevdiğini
kaybetmek veya
başarılı olamamak
üzüntüye yol açan
yaşam
olaylarındandır.
Kısaca üzüntü normal
yaşamın bir
parçasıdır. Ancak bu
üzüntülü durumun
uzaması ve nedensiz
ortaya çıkması ruh
sağlığı sorunudur ve
depresyon olarak
tanımlanır. .
Depresyon duygu
düşünce ve davranışı
etkiler. Tedavi
edilmediği taktirde
aylar yıllar bazen
de ömür boyu
sürebilir.
Depresyon değişik
şekillerde ortaya
çıkabilir:
Bazısında neden
olmaksızın aniden
ortaya çıkar
Bazısında stresli
bir yaşam olayından
sonra başlar
Bazen tek atak
olarak yaşam boyu
sürebilir
Bazen tekrarlayan
ataklar halindedir
Bazen semptomların
şiddetli olması ile
hastalar iş yapamaz
hale gelebilir
Bazıları ise iş
yapabilir ama
sürekli mutsuzluk
hissederler
Aşağıdaki
belirtilerden
bazıları aynı anda
sizde bulunuyorsa
depresyon geçiriyor
olabilirsiniz:
Kendini üzüntülü,
değersiz, umutsuz,
çaresiz, hissetme,
içinde boşluk
duygusu olması
Karar verme güçlüğü,
konsantrasyon
zorluğu, bellek
bozukluğu
Daha önce zevk
alınan iş ve
aktiviteleden zevk
alamama (cinsel
isteksizlik dahil)
İşte, okulda, aile
ve arkadaş arasında
sorunların ortaya
çıkması
Diğer insanlardan
uzaklaşma ve yalnız
kalma isteği
Enerji azlığı,
yorgunluk hissi ve
çabuk sinirlenme
Uyku bozukluğu
(uykuya
dalamama,uykuyu
sürdürme güçlüğü,
sabah erken uyanma
veya fazla uyuma
şeklinde olabilir)
Yeme bozukluğu
(iştahta azalma veya
artma),
Nedeni belli olmayan
baş, boyun, sırt
ağrısı gibi vücudun
değişik yerlerinde
sürekli ağrılar
hissetme
Son zamanlarda fazla
alkol almaya başlama
veya yatıştırıcı
ilaçları kullanma
ihtiyacı hissetme
Kendine zarar verme,
intihar planları
yapma, intihar
girişiminde bulunma
veya kendi cenaze
merasimini düşünme
Depresyon tanısı
almak için bu
belirtilerin
hepsinin birden
sizde olması
gerekmez. Bu
şikayetlerin birkaçı
aynı anda sizde
bulunuyorsa doktora
başvurmanız gerekir.
En sık görülen
belirtilerden biri
uyku ve iştah
bozukluğudur. Bu
belirtilerin çoğu
aynı anda
bulunuyorsa ağır
depresyondan söz
edilir. Depresyon
ciddi bir
hastalıktır. Kendi
haline
bırakıldığında zaman
içinde
düzelebileceği gibi
genelde uzun süre
devam eder veya
ağırlaşır. Ağır
depresyonda kişi iş
güç yapamaz hale
gelebilir ve bu
durumda intihar
riski yüksektir.
Uyku bozukluğu bir
hastalık değildir
başka hastalıklarda
görülebilen bir
belirtidir.
Nedeninin
araştırılması
gerekir. Bedensel
hastalıklar (astım,
kalp hastalığı v.b.)
nedeniyle
olabileceği gibi
psikiyatrik
hastalıkların
(depresyon, mani
v.b.) çoğunda
görülebilir.
Depresyon hastaları
sıklıkla uyku
bozukluğundan
yakınırlar. Bu
nedenle uykusuzluk
şikayetiniz varsa ve
bir süredir devam
ediyorsa
çevrenizdeki
insanların önerdiği
ilaçları veya kendi
başına eczaneden
alınan uyku ilacını
kullanmak yerine bir
uzmana başvurarak
altta yatan nedeni
araştırmanızda fayda
vardır.
ABD’de depresyon
hastalarının 2/3’ü
çeşitli nedenlerle
tedavi
görememektedir.Türkiyede
bu konuda yapılmış
araştırma yoktur
ancak benim kanıma
göre bu oran
yurdumuzda çok daha
yüksektir.
Psikiyatriste
başvurmama
nedenlerinden
bazıları şunlardır:
hastalık
bilinememekte,
hastalar çevresi
tarafından zayıf
oldukları gerekçesi
ile suçlanmakta,
hastalık dolayısı
ile iş güç yapamaz
durumda olan
hastalar yardım
isteyecek enerjiyi
kendilerinde
bulamamakta bazende
yanlış tanı konup
tedavi yanlış
uygulanmaktadır.
Depresyon
hastalarının yardım
istemek için genelde
yardıma ihtiyacı
vardır. Depresyonun
doğası gereği
hastalar genelde
kendiliğinden yardım
istemezler. Hastalar
sıklıkla enerji,
ilgi ve istek
azlığından
yakınırlar. Bu
nedenle depresyonu
olan hastaların
aileleri,
arkadaşları veya
diğer hekimleri
tarafından
psikiyatriste
yönlendirilmeleri
gerekir. İntihar
düşüncesi varsa
acilen psikiyatriste
başvurmak gerekir.
Halk arasında yaygın
olan inanışa göre
intihar düşüncesini
ifade eden kişiler
pek intihar
etmezler. Ancak
yapılan araştırmalar
bu inanışın doğru
olmadığını
göstermiştir. Bu
nedenle bir
yakınınız intihar
düşüncelerini sık
ifade ediyorsa bunu
önemseyin ve en
yakın zamanda bir
uzmana başvurmasına
yadımcı olun.
Depresyona
yakalanmak sizin
tercihiniz değildir
ancak tedavi olup
olmamak sizin
elinizdedir.
DEPRESYONA YAKALANMA
RİSKİNİZ NEDİR?
Yaşam boyu depresyon
geçirme riski %15
dolayındadır.
Kadınlarda bu oran
%25’e kadar
çıkmaktadır. Hemen
hemen tüm
toplumlarda
depresyon kadınlarda
iki kat daha
fazladır.Gebelikte,
doğum sonrası
dönemde ve menopozda
depresyon geçirme
riski artar. Bunun
nedeni tam olarak
bilinmemektedir,
ancak kadınların
hormonları bundan
sorumlu olabilir. .
Sürekli bedensel
hastalığı olanlarda
daha fazla görülür.
Örneğin infertilite(kısırlık)
tedavisi gören
kadınlarda normal
kadınlara göre iki
üç kat fazla
depresyon
görülmektedir.
Hastaların %50’si
20-50 yaş
arasındadır. Bununla
birlikte çocuklarda
ve yaşlılarda da
depresyon görülür.
Boşanmış, ayrı
yaşayan veya yalnız
yaşayanlarda
evlilere göre daha
sıktır Sosyal çevre
veya ekonomik seviye
ile depresyon
geçirme oranı
arasında ilişki
yoktur.Kütürel
etkenlerle depresyon
arasında ilişki
yoktur.Yakın
akrabalarda
depresyon geçiren
birilerinin olması
depresyon geçirme
riskini artırır.
/ rahatsun , sur , korun , karın ağrısı ol , ali ilaslan / çok meleke var , ali acil çöz . / beyindesin / çok kıc / ağrı / kılcal dahil damardasın / karanlık / yol / yok / yankı / ali ilaslan
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 2/8/2007 - Şifalı Bitkiler Tarihi
mezopotamya uygarliĞi
sümer, akkat ve asur uygarlıklarını kapsar. İsa dan önce 3000 yıllarına
kadar uzanmaktadır. ninova kitaplığında saklanmış olan tabletler ve
diğer tabletlerin bulunup okunması sonucu tedavinin rahipler tarafından
yapılmakta olduğu bilinmektedir.( 1-2-3 )İlaçların mühim bir kısmı
bitkisel droglar ile hazırlanmaktadır.lapa merhem,liniment,şurup
gibi şekillerde rastlanmaktadır.
misir uygarlığı
eski mısır tebletleri ve ilaçları hakkındaki bilgilerimiz ilgilere
dayalı kalmıştır ( 4 ) ilaçlar ve tedavi ile ilgili papirusların en
önemlisi i.ö.1550 yıllarında yazdığı tahmin edilen ebers papirusu dur.
bu belge alman egiptologo g.ebers tarafından teb de elassaifin
mezarında bir mumyanın bacaklarında bulumuştur. (5) bu belge 110 sayfa
700 kadar bitkisel ve madensel durog ve 800 den fazlz reçete
taşımaktadır. acımarol,adasoğanı,ardıç meyvesi,hardal,İncir,kişmiş ve
nar kabuğu vs.
* 1.halen bu tabletlerin bir kısmı amerika da pansilvanya
üniversitesinde, İngiltere de british museume da , İstanbul arkeloji
müzesinde bulunmaktadır.
* 2.conteneo,g: lamedecide en assyrie et en babylınie, paris 1938
* 3.mısırlarda ve mezopotamyalılarda matematik,astronomi ve tıp 411 ankara
* 4.herodotos:herodot tarihi ( türkçesi m.Ökmen ) 129,131 İstanbul
* 5.halen leipzik üniversitesi kitaplığındadır.
hitit uygarliĞi hititler İ.Ö 2000 yıllarında orta
anadolu ya yerleşerek bir uygarlık kurmuşlardır.hitit tıbbi ve ilaçları
hakkında bilgilerimiz hitit devletinin baş şehri olan, boğazköy (
hattuşaş ) da bulunmuş olan hitit arşivindeki tabletlere dayanmaktadır.
genel kanı mezopotamya tababetinde kayıtlı reçetelerde
adamotu,alıç,arpa,badem banotu,buğday,defne,dişotu,hardal,
haşhaş,üzümvs.) reçetelerde bir çok bitkisel drog bir arada
kullanılmaktadır.madensel maddelere az rastlanmaktadır.her reçetenin
sonuna bu şekilde hasta iyi olacaktır cümlesi ile tamamlanır.
grek uygarlığı
akdeniz in doğu kıyıları ve adalarda oluşmuş bir uygarlıktır.
mezopotamya ve eski mısır ile yakın ilişkileri bulunduğu anlaşılır. bu
dönemde tedavi ve bitkisel droglar hakkında çok önemli eserler
yazılmıştır. yüzlerce yıl avrupa ve İslam tebabetini etkilemiştir. o
dönemde hippocrate ( İ.Ö.460 377 ) thephasraste ( İ.Ö.370 287 )
eserleri İstanbul ve paris te bulunmaktadır. ( 3 - 4 )
* bunların miktarı 3000 civarında olup İstanbul arkeoloji müze
* güterbock, h.g: hitit e medicine - bull. medicine 36 : 109 ( 1962 )
* Ünver.s : tıp tarihi 50, İstanbul l943
* littrc,e : ocuvres completes d hippocrate, paris 1881
theophaşraste : botainiğin babası olarak tanınır. 240 eseri olduğu tespit adilmiştir.
roma ve bizans uygarlığı
roma ve bizans uygarlık dönemlerindeki tıp ve kullanılan bitkiler
hakkında oldukça geniş bilgilere sahip olmaktayız.roma bizans
dönemlerinde bitkisel duroqları toplayan satan ve bunlardan ilaç veya
kozmetik pireperatlar hazırlayan bir çok meslek grupları
bulunuyordu.roma bizans döneminin tanınmış hekim eczacıları pek
çoktur.paris te 17.yüzyılda eczacılık okulunda özel bir tören ile
tiryak hazırlayan eczacılara dağıtılır.o dönemde yaşayan bir çok
eczacıların eserleri bir çok müzelerde bulunmaktadır.
İslam uygarliĞi
arap veya acem dili ile yazan müslüman toplulukların meydana getiren
eserler 800 -1100 yılları arasında en yüksek noktasına erişmiş.
müslümanlar tarafından ilk hastane elvelit bin abdülmelik tarafından
706 ( 88 hicri ) Şam da kurulmuştur.sonradan mısır,suriye,irak ve
anadoluda bir çok hastane kurulup çalışmaya açılmıştır.İslam tababeti
geniş bir biçimde grek ve hint hekimliğine dayanmaktadır.İslam
hekimlileri bilhassa glenus un kitaplarından yaralanmıştır.İslam
hekimleri bitkisel droglar ile tedaviye çok önem vermişlerdir.İslam
uygarlığı geldikten sonra ebu buruni,İbni sina,İbni baytar,el
gafiki,davut al-antaki gibi büyük hekimler vardır.
selçuk uygarliĞi
anadolu selçuk uygarlık dönemi 1071 1308 yılları arasında iki yüzyıl
sürmüştür.bu kadar kısa sürede anadolu da büyük şehirlerde sağlık
tesisi (bimaristan,maristan,darülafiye ve darülşif-a) kurmuşlardır.bu
sağlık kuruluşları sağlam binaları, yeterli boslukkelimevigul, eczacı
ve sağlık kadrosu olan tam teşekküllü hastaneler durumunda
idiler.selçuklular döneminde kullanılan bitkisel droglar ve ilaçlar
hakkında özel araştırmalar bulunmaktadır.
osmanli uygarlığı
osmanlı tababeti genellikle selçuklu ve İslam tababeti bir
devamıdır.osmanlı uygarlığı ilk dönemlerinde tıbbi bitkilerle ilgili en
mühim kaynak İbni baytar ın eserinde türkçe çevrileri yaparak sonradan
calinos,İbni sina,İbni baytar ve razi gibi yazarların eserlerinden
yararlanılarak türkçe kitaplar önam kazanmıştır.osmanlı padişahları bu
işe çok önem verirmiş ve bu dönemde yaşayan evliya Çelebi gibi
kişilerden faydalanılmıştır.1909 yılında İstanbul tıp fakültesine bağlı
olarak kurulan eczacılık okulunun öğretim programına bitkisel drogları
öğretmek amacıyla farmekognozi ismi altında bir ders
konulmuştur.hekimlerin kontrolü altında çalışan personel vakfiyelerde
taba 1 eşribe aşşab gibi isimler verilir. İlaç hazırlamak kullanılan
droglar ise aktar veya aktart denilen esnaf sınıfı tarafından
satılmaktadır. xviiii .y.y. da bunların sayısı yalnız İstanbul da beş
yüz olduğu bilinmektedir.bunlardan bir örneği mısır çarşısında çok
geniş bir şekilde yer almakta idiler.
dünya harbi sıralarında kontroller belediye ve sağlık müdürlüğü
tarafından sıklaştırılmış mısır çarşısı gibi ilaç pazarları niteliğini
tamamen kaybetmiş baharat çarşıları haline gelmişler.
İlaç yapımında hayvansal kökenli droglar, bitkisel kökenli
olanlara oranla daha az kullanılmaktadır.bu nedenle hayvansal droglar
hakkında bilgi veren yayınlar çok azdır.osmanlı İmparatorluğu döneminde
insan sağlığı için kullanılan droğlar, ilaçlar, aletler ve kitaplara
ait örnekler ise 1962 yılında İstanbul Üniversitesi eczacılık fakültesi
bünyesinde kurulmuş olan türk eczacılık müzesi nde bulunmaktadır.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 2/8/2007 - Saç bakımı
bir avuç dolusu taze ısırgan, ceviz, kayın ve mürver yaprağı ile bir
kırlangıç otu sapını beraberce soğuk suya koyup, kaynama derecesine
getirin, üç dakika bekletin, suyun yarısı ile saçınızı yıkayın.
marsilya sabunu çok iyidir, sonra durulayın. kalan su ile saç diplerini
birkaç dakika ıslak bırakın ve ondan sonra durulayın.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 2/8/2007 - Sivilceler
bu ergenlik çağının özel hastalığıdır. ekseriyetle bozuk bir böbrekten
ileri gelir. Çok baharatlı, tuzlu yemekler, ekşili salatalar ve içkiler
kullanılmamalıdır.
günde bir litre ısırgan çayı bütün güne bölünerek yudum yudum
içilmelidir. dıştan sabah akşam ıslak yüze bayır turpu sirkesi sürülür
ve on dakika bekletilir.
yapılışı şöyle: bayır turpunu rendeleyip bir şişeye doldurun, üzüm
veya meyve sirkesi koyun. sirke turpun kapamalıdır. on gün sıcak odada
beklesin.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 2/8/2007 - Sarımsak , sarmasaklı
kendine özgü kokusu ve tadı nedeniyle hem sebze hem de gıdalara lezet
verici olarak kullandığımız sarmısak, soğan ve pırasanın da içinde yer
aldığı soğangiller ailesindendir. eski mısır ve Çin'de başlayarak uzun
süredir tüm dünyada kullanılan sarmısak bol miktarda potasyum, fosfor,
selenyum, a ve c vitaminleriyle kükürtlü madde içerir. sarmısak
avrupadaki veba ve 1.dünya savaşındaki dizanteri salgını da dahil
birçok hastalığın tedavisinde kullanılmıştır. son yıllarda yapılan
araştırmalarda sarmısağın tansiyonu, kan kolesterolünü ve tribliserid
düzeylerini normale indirdiği gösterilmiştir. kan damarlarını
genişletmekte ve kanın pıhtılaşma yeteneğini azaltmakta, bu şekilde
damar tıkanmasını önlemektedir. kalp hastalarına 6 ila 10 gr. sarmısak
suyu içirildikten sonra kalp hastalığından ölüm oranının 1 yıl içinde
%50 azaldığı görülmüştür. bu hastaların tansiyonu ve kolesterol
düzeyleri düşmüş, iştahları artmış, bundan eklem ağrıları azalmıştır.
sarmısağın pasteur tarafından antiseptik özellikleri belirlenmiş, son
yıllarda da antibiyotik, antivirüs ve antikanser maddeler içerdiği
bulunmuştur. sarmısak kanser yapıcı nitrozamin oluşumunu azaltır.
kanser hücrelerinin bölünmesini durdurur, bağışıklığı artırır ve vücudu
radyasyona karşı korur. bol sarmısak yiyen kişilerde mide kanseri
nadiren görülmektedir
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 2/8/2007 - Mide rahatsızlığı
mide dört saat süren İsveç iksiri pansumanı yapılır. mümkün olabilirse
ve hasta dayanabilirse, bu dört saat sürmesi gereken pansumanları
ayakta, yatağın dışında yapsın ve yatmamaya çalışsın. fakat
pansumanların sıcak kalması için üstleri sarılmalıdır. geceleri kırk
kilit buhar kompresleri yapılır. ağrılar artarsa, öğleden sonraları
ikişer saat sürmesi gereken kırk kilit pansumanları, bu sefer ayakta
devam edilmelidir. bundan günde boslukkelimevigul,5�2 litre, mümkün
olursa taze toplanmış aynı miktarda ısırgan, portakal nergisi karışımı
çayı yudum yudum 15 dakikada bir içilmelidir. yeni başlamış mide
kanserinde ekşi yonca�nın taze sıkılmış suyu yukarıda içilen çaya, saat
başı üç veya beş damla karıştırılırsa çok fayda verir.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 2/8/2007 - Kolesterol
kolesterol, tüm canlıların bünyesinde bulunan ve vücudumuzda özel
görevleri olan ancak, kandaki oranı belli sınırları aşınca zararları
görülen bir maddedir.
sağlıklı bir insanda kolesterol oranı, 100gr kanda 250mg'dır.
* deri altında, mikroplara karşı koruyucu bir baraj görevi yapar.
* kanda, alyuvarları zararlı maddelere karşı korur ve bir nevi zırh görevi yapar.
* sinir dokuları boslukkelimevigul, onların dayanıklı olmasını sağlar.
* Çeşitli dokularda su dengesini sağlar.
kolesterol dengesinin bozulma nedenleri
* hayvani yağlardaki kolesterol, kullanılmış kolesteroldur ve işe
yaramadığı gibi, kanda oranı artınca damarlarda tortu yapar.
* vücutta kolesterol üreten ve kolesterolü dengeleyen organların iyi
çalışmaması (böbrek üstü bezleri, yumurtalıklar, husyeler, tiroid
bezesi, karaciğer, safra kesesi, barsaklar, akciğer, ciltteki ter
bezesi)
neden olduğu rahatsızlıklar
* kandaki nötr yağ oranının artması
* vücutta yağ lekeleri oluşması
* parmaklarda, omuzda, dizlerde ve kalçada yağ urları meydana gelir.
* göz kapaklarında sarı lekeler oluşur ve gece körlüğü yapar. (tavuk karası)
* siroz : safra kanalının tıkanması, karaciğer ve dalağın şişmesi ve safra taşının oluşması
* damar sertliği : kanda biriken kolesterol kan damarlarının iç yüzeyine yapışır ve damar sertliğine yol açar.
belirtileri
* ciltte sarı lekeler,
* göz altında siyah halkalar,
* gözün beyaz kısmında sarı lekecikler,
* terin ve nefesin ağır kokması,
* ağızda acılık hissi,
* baş ağrısı ve başta ağırlık hissi,
* görme zayıflığı,
* baş dönmesi ve beyinde boşluk hissi,
* hazımsızlık ve iştahsızlık,
* genel yorgunluk ve ruhi bunalım,
* uykusuzluk,
* sol kolda ve kalp üzerinde zaman vakit ağrılar.
bitkilerle tedavi
aşağıdaki bitkiler sürekli kullanılırlarsa tedavide iyi sonuç verirler :
* yemeklerde zeytinyağı, mısır, ayçiçeği, haşhaş ve aspir yağları kullanılmalıdır.
* sarmısak (günde 2-4 diş, çiğ olarak yenmelidir)
* enginar, soğan, pırasa, havuç, kereviz, soya fasulyesi, lahana, tere, maydanoz, turp bol yenmelidir.
* kiraz, limon, çilek, elma, üzüm, şeftali, armut, muz gibi meyveler de yenebilir.
* ardıç tohumu
* mısır püskülü
* zeytin yaprağı
* zerdeçal
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
Hakkımda
Şifalı bitkiler , Doğa , enerji , şifa , hastahane , kabalık |
|